Finalistlere Dön

DOKTORCLUB AWARDS 2022

Yılın Sağlık Profesyoneli Ödülleri - Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyoneli Finalisti

Doç. Dr. Mustafa Ünal


Doç. Dr. Mustafa Ünal

   Yaş ve hastalıklara bağlı olarak gerçekleşen kemik kırılmaları dünyada yılda yaklaşık 10 milyon insanı etkilemektedir ve yıllık 50 milyar Amerikan dolarının üzerinde tedavi maliyeti vardır. Daha da önemlisi, yaşlı yetişkinler arasında kemik kırılmalarına ve sonrasındaki komplikasyonlara bağlı olarak gerçekleşen ölüm oranı % 30 civarındadır. Özellikle belli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik kırılmaları ciddi bir sağlık problemidir. Bu yüzden kemik sağlamlığının ve kemik kırılma riskinin hassas bir şekilde ölçülmesi çok önemlidir. Hâlihazırda kemik kırılma riskinin mevcut klinik değerlendirilmesi kemikteki mineral yoğunluğunun kemik dansitometresi (DXA/DEXA) ile ölçülmesine dayanmaktadır. Bu nedenle osteoporoz veya kemik sağlığını etkileyen diğer hastalıklar için bir hastanın tedavisine ilişkin takip edilmesi tavsiye edilen süreç sadece kemik klinik ölçümlerine değil, risk faktörlerine (örneğin FRAX tool) dayanmaktadır. Kemik mineral yoğunluğuna bağlı kemik kırılma riski hesaplaması sadece mevcut ve gelecek kırıkların % 50 ye yakın bir kısmını tahmin edebilmektedir.  Diğer taraftan, özellikle tip 2 diyabet hastaları gibi normal düzeyde T-skora sahip hastalarda bu metot tam olarak güvenilir sonuçlar verememektedir. Görüntülemedeki son teknolojik gelişmeler, kemikteki yapı ve mimarinin klinik ölçümlerini mümkün kılarken, kapsamlı ve sağlam bir kırılma riski öngörüsü için klinik olarak anlamlı kemik matriks özelliklerinin ölçümlerinin yapılması da gerekmektedir çünkü kemiğin kırılmaya karşı direnci, kemiğin mineral yoğunluğunun ve mimarisinin ötesinde kemiğin matriks kalitesi ile de yakından ilişkilidir. Halihazırda, bugün dünyada kemik matriks kalitesinin (kemiği oluşturan temel yapılar olan mineral ve kolajenin kalitesini ve özellikle son yıllarda önemi daha çok anlaşılan kemiğin içinde bulunan su miktarının) klinik değerlendirmesi için kullanılabilecek kabul görmüş bir tıbbi cihaz teknolojisi bulunmamaktadır. Kemik sağlamlığının ve kırılma riskinin doğru değerlendirilmesi, tedavinin zamanında başlatılması ve gereksiz tedavilerin önlenmesi için böyle bir tıbbi cihazın varlığı kritik öneme sahiptir. Bu açıdan, hastaya özel, kemik sağlamlığı ve kırılma riski değerlendirmesine tamamlayıcı olarak kemik kalitesini ölçebilecek bir klinik cihaza tüm dünyada ihtiyaç duyulmaktadır.
   Bu projenin yenilikçi/inovatif tarafı ilk kez dünyada kemik matriks kalitesini ölçebilecek bir tıbbi cihaz teknolojisi üretilmesidir. Lazer teknolojisi temelline dayalı bu cihaz bu ihtiyacı karşılamak için üzerinde çalışılan ilk tıbbi cihaz adayıdır. Lazer teknolojisine dayalı bir metot olduğundan, hızlı veri toplama süresi vardır (maksimum 3-5 dakika), güvenlidir (radyasyon içermiyor oluşu), ucuz ve kullanımı kolaydır ve ayrıca kemiği oluşturan üç temel bileşen yani hem organik matriks hem mineral hem de su fazlarına karşı ölçüm hassasiyetine sahiptir. Ayrıca lazerin doğasından gelen tahribatsız ve invazif olmayan ölçümleri klinik olarak kullanılması açısından avantaj sağlamaktadır. Nihai tasarım sonucunda, bu yeni cihaz küçük, portatif ve hekimlerin ofislerinde anlık olarak hastaların kemik kalitesini ölçebilecek şekilde tasarlanıp, yapay zekâ desteği ile gerekli kemik matriks kalite ölçümleri otomatik olarak elde edilecektir. Bu yeni tıbbi cihaz adayı kemiği oluşturan temel bileşenlerin hepsi hakkında klinik ölçümler yapabilir şekilde tasarlanmıştır. Bu cihazın ilk prototipi ile laboratuvar ortamında hayvanlar üzerinde ve kadavralar üzerinde yaptığımız çalışmalar bu tıbbi cihaz adayı için umut vadedici sonuçlar ortaya koymuştur. Bu açıdan, nihai tasarım sonucunda hastane ortamında kullanılabilen, portatif ve hastane koşullarına uygun bir tıbbi cihaz haline getirilmesi, hastaların kemik doku kalitesi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayarak bu alanda çığır açacaktır. Dünyada milyonlarca insanın yaşa ve hastalıklara bağlı kemik kırılmalarından ciddi anlamda etkilendiği düşünüldüğünde bu projenin çıktısının evrensel düzeyde insanlığa çok büyük katkıda bulunacağı öngörülmektedir. Böylelikle, bu yeni tıbbi cihaz ülkemiz ve dünyada toplumsal önemli bir sağlık sorununa çözüm üretme potansiyeline sahiptir.            
   Mustafa ÜNAL, 2008 yılında Selçuk Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. 2012 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde bulunan The University of Texas at San Antonio’dan biyomekanik mühendisliği alanında yüksek lisans derecesini aldı. Yine ABD`de Case Western Reserve University’de biyomekanik ve biyofotonik alanındaki doktora araştırmaları ile 2017 yılında doktora derecesini aldı. 2017-2018 yılları arasında 1.5 yıl Vanderbilt University Tıp Fakültesi, Ortopedi Departmanında ve Vanderbilt University Biyomedikal Mühendisliği bölümüne bağlı Biyofotonik Araştırma Merkezi’nde kemik biyomekaniği ve biyomedikal optik alanlarında post-doktora yaptı. 2021 yılında biyomedikal mühendisliği bilim alanında doçent unvanı aldı. Hâlihazırda Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik ve Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik bölümlerinde doçent olarak çalışmaktadır