Doç. Dr. Ahmet İnal
Doktorclub Awards 2025 Finalist
Category: Yılın Doktoru Ödülleri - Yılın Yenilikçi Temel Bilimler Doktoru
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı ve İyi Klinik Uygulama Merkezi
Dekstrometorfanın pankreas kanser hücre hattı üzerindeki gerek kendisinin gerekse gemsitabin ile kombinasyon halinde etkisinin gösterilmesi

Başta EMA(Avrupa ilaç ajansı) olmak üzere uluslarası denetimleri kabulü
olan Erciyes Üniversitesi İyİ Klinik Uygulama Merkezinde (İKUM) başta yerli
aşımız TURKOVAC Covid-19 aşısı ve Kırım Kongo kanamalı ateşi aşısı olmak üzere
birçok ilacın faz 1 çalışmalarını yürütmekteyiz. Klinik kısımda yaklaşık 1500
civarında klinik araştırmayı yaparak toplum sağlığına, ülke ekonomisine ve arge
faaliyetlerine katkıda bulunduk. Aynı zamanda Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji
Anabilim Dalında yüksek lisans; doktora ve uzmanlık öğrencilerimizle deneysel
araştırmalar yapmaktayız.
Pankreas kanseri, agresif biyolojik davranışı, erken metastaz
potansiyeli ve kemoterapiye karşı geliştirdiği direnç nedeniyle günümüzde
tedavisi en güç malignitelerden biri olmaya devam etmektedir. Mevcut
antineoplastik ajanlar, her ne kadar antiproliferatif etki göstermeyi hedeflese
de; dar terapötik indeksleri, sınırlı selektiviteleri ve hepatotoksisite,
nefrotoksisite, miyelotoksisite ile immünsupresyon gibi ciddi yan etkileri
nedeniyle önemli klinik sorunlara yol açmaktadır. Bu tablo, daha güvenli ve yenilikçi
moleküllerin araştırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptör
antagonistlerinin çeşitli kanser hücre hatlarında hücre proliferasyonunu ve
viyabilitesini baskıladığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, glutamaterjik
sinyal yolaklarının yalnızca nörolojik süreçlerde değil, aynı zamanda tümör
biyolojisinde de rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Klinik kullanımda uzun
yıllardır güvenli bir antitussif olarak yer alan dekstrometorfan ise NMDA
reseptör antagonizması dahil olmak üzere çoklu etki mekanizmalarına sahip
dikkat çekici bir moleküldür. Buna rağmen literatürde dekstrometorfanın
herhangi bir kanser hücre hattındaki antiproliferatif veya antimetastatik
etkilerine dair veri bulunmamaktadır. Bu durum, çalışmamızı alanında özgün ve
öncü bir araştırma haline getirmiştir.
Bu çalışmada, son derece agresif karakter gösteren pankreas kanserinde
dekstrometorfanın tek başına ve gemsitabin ile kombinasyon halinde in vitro
etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma modeli olarak PANC-1 pankreas
kanser hücre hattı seçilmiş; bu hücre hattında NMDA reseptör alt birimleri
GluN1 ve GluN2’nin varlığının gösterilmiş olması, araştırmanın moleküler
temellerini güçlendirmiştir. Belirlenen IC50 konsantrasyonları doğrultusunda
gerçekleştirilen analizlerde apoptoz ve metastaz mekanizmaları çok yönlü olarak
değerlendirilmiştir.
Elde edilen bulgular çarpıcıdır. İmmunositokimyasal analizlerde
dekstrometorfan uygulanan gruplarda proapoptotik Bax protein ekspresyonunun
arttığı, antiapoptotik Bcl-2 düzeylerinin ise azaldığı gösterilmiştir. Akım
sitometri analizleri, canlı hücre oranının azaldığını; apoptotik ve nekrotik
hücre oranlarının anlamlı şekilde arttığını ortaya koymuştur. Bu veriler,
dekstrometorfanın hücre ölüm mekanizmalarını aktive ettiğini açıkça
göstermektedir.
Metastaz ve epitelyal-mezenkimal geçiş (EMT) süreci
değerlendirildiğinde ise E-kaderin ekspresyonunda artış; N-kaderin ve Vimentin
düzeylerinde azalma saptanmıştır. Ayrıca gen ekspresyon analizleri Bax, Bcl-2,
XIAP, E-kaderin, N-kaderin, Vimentin ve Snail genlerinde anlamlı değişiklikler
olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, dekstrometorfanın yalnızca apoptozu
indüklemekle kalmayıp aynı zamanda metastatik potansiyeli baskılayan moleküler
değişiklikler oluşturduğunu göstermektedir.
Klinikte uzun yıllardır güvenli kullanım geçmişine sahip bir molekülün,
klasik kemoterapötik ajanların toksisite profilini göstermeksizin
antiproliferatif ve anti-metastatik etki ortaya koyması, dekstrometorfanı
potansiyel bir tamamlayıcı tedavi adayı haline getirmektedir. Özellikle
gemsitabin ile kombinasyon halinde elde edilen sonuçlar, gelecekte kombine
tedavi stratejileri açısından umut verici bir perspektif sunmaktadır.
Bu çalışma, doktora öğrencim Gülşah Medet’in doktora tezi olarak kabul
edilmiş ve uluslararası Q1 kategorisindeki saygın bir dergide yayımlanmıştır.
Elde edilen veriler, NMDA reseptör antagonizmasının pankreas kanserindeki
terapötik potansiyeline ışık tutmakta ve gelecekte yapılacak translasyonel
araştırmalar için güçlü bir bilimsel temel oluşturmaktadır.